Avusturya Bölüm 3: Gmunden – Bad Goisern –Saint Gilgen (Wolfgang Gölü ) - back
Gmunden’de birkaç saat geçirdikten sonra iki günlüğüne konaklayacağımız eve doğru yola çıkıyoruz. Gmunden Gölü’nü takip ederek kıyı boyunca Bad Goisern’e doğru ilerliyoruz. Dağlar ve göllerle çevrili yolun her kıvrımı bizi etkiliyor. Yaklaşık yarım saat sonra Bad Goisern’e varıyoruz.Burası, Yukarı Avusturya’ya bağlı ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Hallstatt-Dachstein Salzkammergut bölgesinin bir parçası. Bad Goisern, 1931'den beri sağlık merkezi ve kaplıca kasabası olarak biliniyor. (“Bad” kelimesi Almancada kaplıca anlamına geliyor.)Burayı tercih etmemizin nedeni hem asıl hedefimiz Hallstatt’a yakın olması hem de diğer görmek istediğimiz noktalara ideal bir mesafede yer alması. Doğa yürüyüşleri yapabilir, Avusturya mutfağının yerel lezzetlerini keşfedebilirsiniz.Eve vardığımızda, dağ manzarası ve önünden akan derenin sesi bizi hemen cezbediyor. Eşyalarımızı bırakıp kısa bir keşif yürüyüşüne çıkıyoruz. Doruk, Alman komşumuzun kızlarıyla anında kaynaşıyor. Hava karardığı için günü erken kapatıyoruz. Akşam yemeğini yedikten sonra ertesi günün rotasını planlıyoruz: Hallstatt.Ertesi sabah güneşli havayı görünce kahvaltı ve kahve keyfimizi biraz fazla uzatıyoruz ki bu büyük bir hata oluyor. Hallstatt’a arabayla gitmeyi planlamıştık, mesafe de kısa; ancak her gün binlerce turistin akın ettiğini ve otoparkların sabahın erken saatlerinde dolduğunu hesaba katmıyoruz. Vardığımızda üç otopark da dolu. Park yeri bulamayınca Hallstatt’ı ertesi güne bırakıp rotayı Wolfgangsee’ye çeviriyoruz.Yaklaşık 45 dakika sonra Wolfgang Gölü kıyısındaki St. Gilgen kasabasına varıyoruz. Muhteşem dağ ve göl manzaralarıyla çevrili bu kasaba, Mozart’ın annesi Anna Maria Mozart’ın doğduğu yer olduğu için “Mozart Köyü” olarak da bilinir. Arabamızı tam merkezdeki otoparka bırakıyoruz. Burası aynı zamanda Zwölferhorn Dağı'na çıkan teleferiğin bulunduğu alan. İsterseniz teleferikle zirveye çıkarak muazzam bir manzara izleyebilirsiniz; ancak bunun için geniş bir zaman ayırmak gerekiyor.Biz şehri keşfetmeyi seçip göl kıyısına doğru yürüyoruz. Geleneksel Avusturya mimarisi, çiçeklerle süslü balkonlu yapılar ve Mozart’a adanmış heykel bizi karşılıyor.St. Gilgen’in sakin sokaklarında dolaşırken gölün dinginliği ve dağların görkemi bu rotayı değiştirmek zorunda kaldığımıza hiç pişman olmadığımızı hissettiriyor. Göl kıyısında geçirdiğimiz vakit, Hallstatt’a ulaşamamış olmanın burukluğunu hızla unutturuyor. Göl kenarına oturarak evden hazırladığımız sandviçlerimizi yiyoruz. Bu küçük durak adeta günün en değerli anına dönüşüyor. Hiçbir planlamanın ulaştıramayacağı bir doğallık ve dinginlik içinde olduğumuzu fark ediyoruz.St. Gilgen’den ayrılırken rotamızın tamamen değişmiş olmasına rağmen içimizde tek bir pişmanlık bile yok. Bazen seyahatlerin en unutulmaz bölümleri, yoldaki aksiliklerin bizi götürdüğü beklenmedik duraklarda saklı oluyor. Bu kasaba da tam olarak öyle bir yer olarak hafızamıza kazınıyor.Bir sonraki durağımız Salzburg olacak....YAYIN TARİHİ: Cumartesi, 06 Aralık 2025 13:16:00



























0 Yorum