Kaz Cimcime ile ayrılmaz ikili: Tümer Debreli'nin sıra dışı dostluğu
Kaz, güvercin ve devekuşu gibi pek çok hayvanla kurduğu güçlü iletişimle bilinen Tümer Debreli, geçtiğimiz ay Lefkoşa'nın en kalabalık caddelerinden birinde kazı "Cimcime" ile yürürken çekilen bir görüntüyle sosyal medyada binlerce kişiyi güldürdü.
Ancak Debreli'yi yalnızca hayvan sevgisiyle anlatmak eksik kalır. Pek çok kişi onu "Debdeb" lakabıyla, komandolуğuyla, 20 yılı aşkın süredir maraton koşan ve hem adada hem Türkiye'de dereceye giren sporcu kimliğiyle ve adrenalin sporlarının önde gelenlerinden yamaç paraşütüyle tanıyor.
Yamaç paraşütüyle gökyüzüne süzülürken ise "Yoldaşım, arkadaşım" dediği kaz da ona eşlik ediyor. Yüzmek, sahilde yürümek, araba ile gezmek ve karpuz yemek bu ikilinin en çok keyif aldığı etkinliklerin başında geliyor.
Debreli, "Cimcime" adını verdiği ve "Cimcim" diye seslendiği bir yaşındaki kazla kurduğu, insanı gülümseten ilişkiyi Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) anlattı. İnönü'deki röportajda kendine özgü vaklamasıyla eşlik eden Cimcime için Debreli, "Ben konuşunca o da konuşsun ister" dedi.
Çocukluktan gelen hayvan sevgisi
Debreli, hayvan sevgisinin çocukluğuna dayandığını ve bir dönem geçimlerini de hayvanlar sayesinde sürdürdüklerini belirterek geçmişini şu sözlerle hatırladı:
"Babamı erken yaşta kaybettikten sonra anneme hayvanlara bakması için yardım ettik. Koyun, tavuk, tavşan, kaz, ördek, güvercin, keçi, oğlak, inek, devekuşu, eşek, katır… Çeşit çeşit hayvanımız oldu. Onlarla iç içe büyüdük. Dolap kuyusunu da gördük, ovadan çalı toplayıp süpürge yaptık, samanlıkta da uyuduk. Hayatın gerçekleri bu; zorluklarla bugünlere geldik. Mutluyuz, Allah'a şükürler olsun. Bence şanslı bir nesiliz; hem geçmişin zorluklarını hem teknolojiyi gördük."
İlkokul çağlarındayken anne güvercinin ölümünün ardından yuvadaki palazı alıp büyüttüğünü anlatan Debreli, bu güvercinle sekiz yıl geçirdiğini aktardı.
Hayat koşulları nedeniyle hayvan sayılarını zamanla azalttıklarını belirten Debreli, ilk beyaz kazını kutudaki üç yavru arasından, gözündeki farklılığı hissederek seçtiğini anlattı.
"Cebimde taşıdım, doktorum ve terapistim oldu"
Debreli, ilk kazı Cimcime ile geçirdiği beş yılı ve aralarındaki özel bağı şöyle paylaştı:
"Çok küçüktü. Evde bırakmaya kıyamazdım, ağlar diye cebime koyup işe götürdüm. Bastığım yere basardı. Arabaya kimseyi yaklaştırmazdı. Zor bir dönemden geçiyordum; Cimcime bana yoldaş, doktor, terapist oldu. Birlikte hayvan da bekledik, dondurma da yedik, panayırda oyuncaklara da bindik. Uyuduk, uyandık, uçtuk. Çok güzel günler geçirdik."
Kayıp dostun ardından ve yeni Cimcime
Bazı sağlık sorunları nedeniyle kazı ağılda bırakmak zorunda kaldığını, ancak hayvanın tellerle çevrili alandan bir gece aniden kaybolduğunu anlatan Debreli, yaşadığı pişmanlığı şöyle dile getirdi: "Keşke onu daha korunaklı bir yerde bırakabilseydim. Biri mi çaldı, ne oldu, hâlâ bilmiyorum."
Daha sonra üç kez daha kaz aldığını, ancak aynı bağı kuramadığını ifade eden Debreli, internette bulduğu bir günlük civcivi sahiplenerek şansını yeniden denediğini ve ona da "Cimcime" adını verdiğini belirtti.
Debreli, "Her kaz evcil olmaz, dişiler erkeklere göre daha uysaldır. İyi iletişim kurmak için kazlarla bir dönem aynı evde ya da odada yaşamak gerekir" diye ekledi.
20 yıl çalıştığı askerlikten ayrıldıktan sonra İncirli'de başladığı özel işte ve bahçe işlerinde de Cimcime'nin yanından ayrılmadığını belirten Debreli, günlük rutinlerini şöyle anlattı:
"Başka birinden komut almaz, kimseye yanaşmaz. 'Cimcim' diye çağırdığımda dışarıda nerede olursa olsun uçarak yanıma gelir. Yaz-kış deniz sevgimiz var; dalıp çıkar, kendine göre akrobasi yapar. Turistlerin ilgisini çeker ama insanların ona dokunmasından pek hoşlanmaz."
"Pasaport alıp çadırımla ve Cimcime ile yurt dışına gitmek isterim"
Cimcime'nin adeta bir uyandırma servisi gibi çalıştığını söyleyen Tümer Debreli, "Gece telefona bakmamı istemez, ekranı gagalar. Sabah saat 06.00'da uyanmazsam üzerimde yürür, battaniyeyi çeker ve beni mutlaka uyandırır" dedi.
Yaklaşık beş-altı yıl önce yamaç paraşütüne başlayan Debreli, kazıyla birlikte uçma deneyimini şu sözlerle anlattı:
"Onu küçüklüğünden itibaren uçurdum. Koynuma koyardım; tişörtten gagasını uzatıp dışarıyı izlerdi. Uçarken kurduğumuz bağ bambaşka. Beni eleştirenler de oldu ama bu hayvan kanatlıdır, doğasında uçmak var. Kediyle ya da köpekle uçmadım. Eminim, havada bıraksam paraşütten hızlı uçar ve benim gideceğim yere gelir. Güvenliğini sağlayıp öyle uçuyorum."
Debreli, geleceğe dair hayalini ise "Pasaport alıp çadırımla ve Cimcime ile yurt dışına gitmek isterim" sözleriyle paylaştı.


























0 Yorum