Prof. Dr. Arzu Babayiğit’ten Besin Alerjisi Uyarısı - back
Haber Kıbrıs’a özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Arzu Babayiğit, 10-16 Mayıs Besin Alerjisi Farkındalık Haftası kapsamında son yıllarda sıklığı adeta salgın gibi artan besin alerjilerine dikkat çekti. Besin alerjilerinin neden arttığından, çocuk ve yetişkinlerde en sık görülen alerjenlere; belirtilerden hayati risk taşıyan anafilaksiye kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulunan Babayiğit, toplumun bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.“Bağışıklık Sistemi Masum Besinleri Düşman Gibi Görüyor”Besin alerjilerindeki artışın nedenlerine değinen Prof. Dr. Arzu Babayiğit, modern yaşam koşullarının bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler yarattığını söyledi.Babayiğit: “Besin alerjileri adeta bir modern zaman pandemisi gibi yükselişte. İşlenmiş gıdalar, çok steril yaşam koşulları yani hijyen hipotezi ve bağırsak florasındaki değişimler bağışıklık sistemimizi şaşırttı. Vücudumuz artık masum bir fıstığı ya da süt proteinini bir düşman gibi algılayıp aşırı tepki verebiliyor” dedi.Çocuklarda ve Yetişkinlerde Alerjenler FarklılaşıyorBesin alerjilerinin yaşa göre farklılık gösterdiğini belirten Babayiğit, “Büyük Sekizli” olarak adlandırılan grubun tüm alerjilerin yaklaşık yüzde 90’ından sorumlu olduğunu ifade etti.Çocuklarda en sık inek sütü ve yumurta alerjisinin görüldüğünü kaydeden Babayiğit, buğday, soya ve yer fıstığının da önemli alerjenler arasında yer aldığını söyledi. Süt ve yumurta alerjilerinin çoğunun okul çağına doğru düzeldiğini ve tolerans gelişebildiğini belirtti.Yetişkinlerde ise daha çok deniz ürünleri ile kuruyemişlerin ön plana çıktığını vurgulayan Babayiğit, “Balık, kabuklu deniz ürünleri, fındık, fıstık, ceviz ve kaju gibi kuruyemişlere karşı gelişen alerjiler genellikle ömür boyu kalıcı olma eğilimindedir” diye konuştu.“Sadece Kaşıntı ve Döküntüyle Sınırlı Değil”Besin alerjisinin yalnızca deri belirtileriyle sınırlı olmadığını söyleyen Prof. Dr. Babayiğit, ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğini belirtti.Babayiğit, belirtileri şöyle sıraladı:Deride kurdeşen, egzama, dudak ve göz çevresinde şişlik,Şiddetli kusma, kanlı ve mukuslu dışkılama, geçmeyen ishal,Hırıltı, nefes darlığı ve inatçı öksürük,Hayati risk taşıyan anafilaksi tablosu.“Anafilaksi yani alerjik şok, tansiyon düşüklüğü ve bayılmayla seyreden, dakikalar içinde müdahale gerektiren çok ciddi bir tablodur” ifadelerini kullandı.Tedavide Yeni Nesil YaklaşımlarBesin alerjisinde temel tedavinin halen alerjen besinden sıkı şekilde kaçınmak olduğunu belirten Babayiğit, ancak tıpta önemli gelişmeler yaşandığını söyledi.Tedavi yöntemlerini anlatan Babayiğit, “Eliminasyon diyeti temel yaklaşım olmaya devam ediyor. Bunun yanında uygun vakalarda oral immünoterapi yani alerji aşısı uygulanabiliyor. Ayrıca bağışıklık sistemini modüle eden yeni nesil biyolojik ajanlar üzerinde de çalışmalar sürüyor” dedi.“Adrenalin Hayat Kurtaran Tek İlaç”Alerjik bireylerin mutlaka yazılı bir “Alerji Eylem Planı”na sahip olması gerektiğini vurgulayan Babayiğit, kriz anında zaman kaybetmeden doğru müdahalenin yapılmasının hayati önem taşıdığını söyledi.“Eğer bir çocukta besin alımından hemen sonra ses kısıklığı, nefes darlığı, tansiyon düşmesi veya baygınlık gelişiyorsa vakit kaybetmeden adrenalin oto-enjektörü uygulanmalıdır. Adrenalin, alerjik şok anında hayat kurtaran tek ilaçtır. ‘Geçer’ diye beklemek en büyük hatadır” ifadelerini kullandı.“Bir Kereden Bir Şey Olmaz Demeyin”Topluma önemli bir çağrıda bulunan Babayiğit, besin alerjilerinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.“Lütfen besin alerjisi olan çocuklara ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyerek gizlice yiyecek vermeyin. Çok ciddi sonuçlara neden olabilirsiniz. Restoranlarda, okullarda ve partilerde içerik sormak bir lüks değil, bir güvenlik meselesidir. Farkındalık hayat kurtarır” dedi.YAYIN TARİHİ: Perşembe, 14 Mayıs 2026 11:15:00



























0 Yorum