Sağlıklı Pedal Çevirmenin İlk Şartı: Sağlıklı Bir Kalp


Sağlıklı Pedal Çevirmenin İlk Şartı: Sağlıklı Bir Kalp

Kıbrıs'ta açık havada spor yapmaya uygun günler, hareketli bir yaşam için önemli fırsatlar sunuyor. Son yıllarda ilgisi giderek artan bisiklet sporu, düzenli fiziksel aktiviteyi günlük hayatın parçası haline getirmenin keyifli yollarından biri olarak öne çıkıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Aziz Günsel de özellikle bisiklet başta olmak üzere düzenli egzersizin kalp ve damar sağlığını koruduğuna dikkat çekerek hareketli yaşamın her yaşta desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Dr. Günsel, düzenli ve kişinin sağlık durumuna uygun fiziksel aktivitenin yalnızca sağlıklı bireyler için değil, kalp-damar hastalığı olanlar için de önemli olduğunu belirtiyor. Kalp hastalığı tanısının hareketsiz bir yaşam anlamına gelmediğinin altını çizen Günsel, doktor önerileri doğrultusunda ve kişinin kapasitesine uygun sürdürülen aktif yaşamın hastalık sürecinin daha iyi yönetilmesine ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.

Kalp hastalığı, aktif yaşamdan vazgeçmek anlamına gelmez

Kalp hastalığı tanısı alan kişilerin egzersizden tamamen uzaklaşmasının doğru olmadığını söyleyen Dr. Aziz Günsel, "Düzenli fiziksel aktivite, kişinin sağlık durumu ve kapasitesine uygun yapıldığında kalp sağlığının desteklenmesine, hastalık sürecinin daha iyi yönetilmesine ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar. Bu nedenle kalp hastalığı tanısı, hareketsiz bir yaşamın gerekçesi olarak görülmemeli" dedi.

Anjiyo olmuş, stent takılmış ya da bypass ameliyatı geçirmiş kişilerin de kardiyologlarının değerlendirmesi ve önerileri doğrultusunda aktif yaşam sürdürebileceğini belirten Günsel, "Buradaki temel nokta, egzersizin kişiye özel planlanmasıdır. 'Kalp hastasıyım, spor yapamam' yerine, 'Kalbimin durumunu biliyorum ve bana uygun sporu doktorumla belirliyorum' anlayışını benimsemeliyiz" ifadelerini kullandı.

Önemli olan hareket etmek ve doğru tempoyu belirlemek

Egzersizin sağlıklı bireyler için de kalp-damar hastalığı olanlar için de yaşamın doğal bir parçası olması gerektiğini belirten Dr. Günsel, spor yaparken kişinin kendi kapasitesini ve sağlık durumunu bilmesinin önemine dikkat çekti. Uzun süredir hareketsiz yaşayan kişilerin birdenbire yüksek tempolu ve uzun süreli egzersizlere başlamak yerine, kendilerine uygun bir programla hareket düzeylerini artırmalarının daha doğru olacağını söyledi.

Günsel, "Amacımız insanları spordan uzaklaştırmak değil; tam tersine daha fazla hareket etmelerini teşvik etmek. Ancak özellikle uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra yoğun bir spor programına başlayacak kişilerin sağlık durumlarını bilmeleri ve egzersiz yoğunluğunu buna göre belirlemeleri önemlidir" dedi.

Her kalbin egzersiz kapasitesi farklıdır

Kardiyolojik değerlendirmenin spor yapmak isteyen herkese aynı testlerin uygulanması anlamına gelmediğini vurgulayan Dr. Aziz Günsel, "Kişinin yaşı, aile öyküsü, yaşam tarzı, mevcut hastalıkları ve planladığı egzersizin yoğunluğu birlikte değerlendirilmelidir. Her kalbin ve her vücudun egzersiz kapasitesi farklıdır. Doğru olan, hareketten kaçınmak değil; bu kapasiteyi bilerek doğru yoğunlukta hareket etmektir" ifadelerini kullandı.

Bisiklet özelinde yapılan bu değerlendirmelerin, yüksek efor ve dayanıklılık gerektiren diğer spor dalları için de geçerli olduğunu belirten Dr. Günsel, düzenli egzersizin sürekliliğinin de önemli olduğunu vurguladı.

Ekipmana yatırım yaparken ana motorumuzu unutmayalım

Bisiklet sporunun bisikletten kaska, özel kıyafetlerden diğer ekipmanlara kadar ciddi bir hazırlık gerektirdiğini hatırlatan Dr. Aziz Günsel, kalp sağlığının da bu hazırlığın önemli bir parçası olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Günsel, "Bisikletimize, kaskımıza, ekipmanımıza ve antrenmanlarımıza yatırım yapıyoruz. Bütün bunlara yatırım yaparken bu sporun en önemli parçası olan 'ana motorumuzu', yani kalbimizi de ihmal etmeyelim" dedi.

Dr. Günsel, "Kalbimizi korumanın yollarından biri de onu doğru şekilde çalıştırmaktır. Düzenli hareket edelim, egzersizi hayatımızın bir parçası haline getirelim; ancak bunu kendi sağlık durumumuzu ve sınırlarımızı bilerek yapalım" ifadelerini kullandı.

Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın

Aktif yaşamın teşvik edilmesi kadar egzersiz sırasında vücudun verdiği sinyallerin doğru değerlendirilmesinin de önemli olduğunu belirten Dr. Aziz Günsel; göğüs ağrısı ya da baskı hissi, alışılmadık nefes darlığı, belirgin çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.

Bu tür belirtiler ortaya çıktığında egzersize devam etmek yerine sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Dr. Günsel, "Spor, sağlığımıza yapabileceğimiz en değerli yatırımlardan biridir. Hareket edelim, bisiklete binelim ve aktif bir yaşam sürelim. Kalbimizin durumunu ve sınırlarını bilerek yaptığımız egzersizi hayatımızın sürdürülebilir bir parçası haline getirelim" dedi.

Benzer Haberler:

0 Yorum

Yeni Yorum

Buraya yorum bırakmak için hemen giriş yapın veya kayıt olun.

Kıbrıs'ta yapılabilecek her şey için!